«

Tarihi ve kültürel değerlerin harmanlandığı, inanç turizmi ve gastronomi açısından en öne çıkan illerimizden bir olan Şanlıurfa’nın neyi meşhur? sorusunun cevabı elbette kültürü, mutfağı ve tarihi şeklinde olacaktır.

Şanlıurfa’nın Neyi Meşhur? Şanlıurfa Mutfağı

Urfa ciğeri: Şanlıurfa civarında yetiştirilen küçükbaş hayvanlar, bölgenin yüksek kaliteli otlarıyla beslenir. Bundan dolayı etleri yumuşaktır. Diğer şehirlerde de rahatlıkla tüketebileceğiniz ciğer kebaplarının Urfa’da daha lezzetli olması bundan kaynaklanır. El yapımı gözleme ekmeğiyle servis edilen ciğer kebabı, bölgenin yaygın bir lezzetidir.

Patlıcan kebabı: Güneydoğu Anadolu illerinin ortak lezzeti olan bu yemek, kemer patlıcan denen uzun patlıcanlar kullanılarak yapılır. Bir parmak uzunluğunda kesilen patlıcan silindirleri arasında orta yağlı kıymalar koyulur. Fırın ateşinde pişen patlıcan kebabının üzerine domates de koyulabilir. Patlıcanıyla meşhur Siverek yöresinde sık tüketilen bir yemektir.

Etli çiğköfte: Günümüzde büyük AVM’lerdeki restoranlarda hazırlanan çiğköftenin orijinali Şanlıurfa mutfağına aittir. En azından Urfalıların büyük kısmı bunu iddia eder. Bölgede anlatılan efsanelere göre etli çiğköftenin geçmişi Hz. İbrahim dönemine kadar uzanır. Bol acılı olmasıyla dikkat çeken Urfa köftesi, atıştırmalık veya ana yemek olarak tüketilebilir.

Zengin bir mutfak kültürünü temsil eden yemeklerle birlikte, tarihi açıdan öneme sahip olan mekanları şehrin önemli zenginliklerindendir. Şanlıurfa gezilecek yerler sıralamanıza ekleyebileceğiniz seçeneklerden en popülerlerine değinelim.

Şanlıurfa Gezilecek Yerleri ile Meşhurdur

İnsanlık Tarihinin En Eski Kalıntılarından Göbeklitepe

Haliliye ilçesinin Örencik civarında bulunan Göbeklitepe, milattan önce 11.400’lü yıllarda kurulduğu tahmin edilen bir ibadet alanıdır. Şu ana kadar keşfedilmiş en eski mekanlardan biridir. Kalıntının duvarlarında insan, tilki, yılan, ördek motifleri ön plana çıkar. UNESCO tarafından 2018 itibariyle koruma altına alınmıştır.

Dinî ve Tarihî Önem Taşıyan Balıklıgöl

“Şanlıurfa’nın neyi meşhur?” sorusuna verilebilecek cevaplar arasında Balıklıgöl önemli bir yere sahiptir. Üç semavi dinin kutsal kabul ettiği Hz. İbrahim, Nemrut ile mücadele edip putperestliği ortadan kaldırmak uğruna bu bölgede ateşe atılmıştır.

Fakat ateş anında suya dönüşmüş ve Hz. İbrahim’i yakmamıştır. Musevilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık açısından itibar gören anlatı bu şekildedir. Burası şehirde gezebileceğiniz, sembolik değere sahip önemli yerler arasındadır.

Zengin Bir Geçmişi Tanıtan Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi

Şanlıurfa’da gezilecek yerler tespit edemiyorsanız, Arkeoloji Müzesi’ne giderek şehrin tarihî zenginliklerini bir arada bulabilirsiniz. Hizmete açıldığı 2015 yılından beri müzeye pek çok ziyaretçi gelir. Bulunduğu 29 bin metrekarelik alan ile Türkiye’nin en büyük müzeleri arasındadır.

Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nin ana sergi salonu 14, canlandırma alanı 33 adettir. Neolitik Çağ’dan Türk – İslam hakimiyetine kadar olan süreci detaylarıyla incelemek için Şanlıurfa’nın arkeoloji müzesi doğru bir seçimdir.

Sabrı Simgeleyen Hz. Eyüp Makamı

Hz. Eyüp Sabır Makamı olarak bilinen bu yer, şehir merkezindeki Eyüp Peygamber Camii’ne dahildir. Hastalanarak yıllarca çile çeken Hz. Eyüp’ün bu makamdaki mağarada inzivaya çekildiği ve Allah’a dua ettiği anlatılır. Eyüp Peygamber’in kapandığı mağara, Allah’tan sabır dileyenlerin sık sık uğradığı bir yerdir.

Kutsal Bir Mağara Yanındaki Mevlid – i Halil Camii

Hem tarihsel hem dinî öneme sahip yapılar arasındaki Mevlid – i Halil Camii, Hz. İbrahim’in doğduğu mağara olarak kabul edilen yerin civarındadır. Balıklıgöl’e yakın olmasıyla dikkat çeken caminin son restoresi 1951’de yapılmıştır.

Şanlıurfa gezilecek yerler listenize burayı ekleyerek, klasik dönem Osmanlı yapılarından birini yakından inceleyebilirsiniz. Kesin olmamakla beraber inşa tarihi 1523 olarak kabul edilen cami, önceden kilise bulunan bir arazide yükselmiştir.

Anadolu’nun En Eski Yapılarından Halil’ül Rahman Camii

“Şanlıurfa’nın neyi meşhur?” sorusuna cevap verirken birçok tarihi yapıdan söz etmek mümkündür. Balıklıgöl’ün yanındaki Halil’ül Rahman Camii, altıncı yüzyılın başında kilise olarak inşa edilmiştir. Dokuzuncu yüzyılda şehrin Abbasiler tarafından kontrol altına alınmasıyla, ismi günümüzde tam bilinmeyen bu kilise camiye çevrilmiştir. Kanuni döneminde onarılan ibadethane, Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde “İbrahim Halil Tekkesi” adıyla geçer.

Bir Cevap Yaz

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *