Merhaba arkadaşlar, ben Selçuk. Henüz Barselona’nın o büyüleyici tozunu üzerimden atamamış, ruhu hala Gotik Mahalle’nin dar sokaklarında kalmış bir gezgin olarak karşınızdayım. Tam 6-7 gün boyunca bu şehri tabiri caizse “iliklerine kadar” yaşadım. Her sokağına girdim, her tepesine tırmandım, en salaş tapasçısından en görkemli katedraline kadar ayak Barselona’da Adım Atmadık Yer Bırakmadım.
Eğer Barselona’ya gitmeyi planlıyorsanız veya “gitsem mi?” diye düşünüyorsanız, bu yazı sizin için bir şehirden çok bir aşk mektubu niteliğinde olacak. Çünkü Barselona sadece bir şehir değil; Gaudi’nin hayalleriyle örülmüş, deniz tuzuyla yıkanmış, her köşesinde bir sürpriz barındıran yaşayan bir organizma. Hazırsanız, çektiğim o eşsiz karelerin hikayeleriyle birlikte Barselona’yı köşe bucak geziyoruz.
Gezi Bülteni İçerik
- 1 Barselona’da Adım Atmadık Yer Bırakmadım
- 1.1 Bir Şehrin Kalbine Giriş: Katalonya Meydanı ve İlk Adımlar
- 1.2 Gaudi’nin Dehası: Bir Şehri Sanat Eserine Dönüştürmek
- 1.3
- 1.4 Tarihin Labirentlerinde Kaybolmak: Barri Gòtic ve El Born
- 1.5
- 1.6 Tepelerden Bakış: Montjuïc ve Tibidabo
- 1.7 Lezzet Durakları: Tapas, Paella ve Daha Fazlası
- 1.8 Alışveriş ve Modern Yaşam: El Corte Inglés’ten Tasarım Butiklerine
- 1.9 Deniz ve Güneş: La Barceloneta
- 1.10 Barselona’dan Ötesi: Bir Tren Yolculuğu Mesafesi
- 1.11 Selçuk’un Uzman Notu: Geziyi Kolaylaştıran İpuçları
Barselona’da Adım Atmadık Yer Bırakmadım

Bir Şehrin Kalbine Giriş: Katalonya Meydanı ve İlk Adımlar
Seyahatime şehrin atan kalbi olan Plaça de Catalunya’da başladım. Burası Barselona’nın hem merkezi hem de her yere dağılan damarların başlangıç noktası. Meydanın ortasında durup etrafınıza baktığınızda, bir tarafta modern alışveriş caddelerini, diğer tarafta tarihin derinliklerine açılan dar kapıları görüyorsunuz.
Buradan aşağıya, dünyanın en ünlü yürüyüş yollarından biri olan Las Ramblas’a doğru süzüldüm. Evet, çok turistik; evet, çok kalabalık. Ama o kalabalığın içinde bile bir ritim var. Çiçekçiler, sokak sanatçıları ve o meşhur canlı heykeller… Las Ramblas’ın ortasında yer alan Joan Miró Mozaiği’ne basıp geçtiğinizden emin olun; çünkü bu, şehrin size “hoş geldin” deme şeklidir.

Gaudi’nin Dehası: Bir Şehri Sanat Eserine Dönüştürmek
Barselona demek, Antoni Gaudi demek. Şehrin dokusuna öyle bir imza atmış ki, nereye baksanız onun doğadan ilham alan kıvrımlı hatlarını görüyorsunuz.
La Sagrada Familia: Bitmeyen Değil, Eskimeyen Şarkı İlk durağım elbette Sagrada Familia oldu. Dışarıdan bakınca devasa bir kum kalesini andıran bu yapı, içine girdiğiniz an sizi bir ormanın ortasına bırakıyor. Sütunların ağaç dalları gibi tavana yükselmesi, vitraylardan süzülen ışığın saatin durumuna göre içeriyi turuncudan maviye boyaması… Kelimeler burada yetersiz kalıyor. 1882’den beri devam eden inşaat, aslında bir sanatın doğum sancısı gibi. Çan kulelerine mutlaka asansörle çıkın; şehrin üzerinden Gaudi’nin gözüyle bakmak paha biçilemez.
Park Güell: Masalsı Bir Kaçış Ardından kendimi Gaudi’nin rüya bahçesi Park Güell’e attım. O meşhur kertenkele (El Drac) heykelinin yanında fotoğraf çekilmek bir klasik olsa da, parkın asıl olayı sütunlu yollar ve o muazzam mozaik teraslar. Terasın kenarındaki kıvrımlı banklara oturup gün batımını izlerken, Gaudi’nin doğayla mimariyi nasıl bu kadar kusursuz birleştirdiğine hayret ettim.
Casa Batlló ve Casa Milà (La Pedrera) Passeig de Gràcia caddesi üzerindeki bu iki yapı, mimari dehanın zirvesi. Casa Batlló, masalsı çatısı ve ejderha sırtını andıran kiremitleriyle bir deniz altı dünyasını andırıyor. Casa Milà ise o meşhur “bacalar ordusuyla” dolu terasıyla sizi bir bilim kurgu filminin içine çekiyor. Her ikisinin de içini gezmek bütçenizi biraz zorlayabilir ama en azından birinin içine girip o dahi zihnin odalarında dolaşmalısınız.
Tarihin Labirentlerinde Kaybolmak: Barri Gòtic ve El Born
Modern Barselona’dan sıyrılıp binlerce yıl öncesine gitmek istiyorsanız, kendinizi Barri Gòtic (Gotik Mahalle) sokaklarına bırakmalısınız. Ben öyle yaptım. Navigasyonu kapattım ve sadece sokakların beni nereye çıkaracağını bekledim.
Barselona Katedrali’nin o devasa Gotik cephesi karşısında küçüldüğümü hissettim. Katedralin avlusundaki kazları görmeyi unutmayın; bu 13 kaz, şehrin koruyucu azizesi Eulalia’nın anısına orada yaşıyor. Hemen yakınındaki Plaça de Sant Felip Neri ise hüzünlü hikayesi ve sessizliğiyle kalbimi çaldı.
Gotik Mahalle’nin hemen yanında yer alan El Born, şehrin en “cool” noktası diyebilirim. Orta Çağ’dan kalma binaların altında butik tasarımcılar, sanat galerileri ve harika kokteyl barları var. Buradaki Santa Maria del Mar Bazilikası, halkın parasıyla değil, kendi elleriyle inşa ettiği bir “işçi kilisesi” olarak sadeliğiyle sizi büyüleyecek.
Tepelerden Bakış: Montjuïc ve Tibidabo
Barselona’ya sadece sokak seviyesinden bakmak yetmez. Şehri fethetmek için tepelere çıkmalısınız.
Montjuïc Tepesi: Kültür ve Manzara Teleferikle çıktığım Montjuïc Kalesi, Akdeniz’in sonsuz maviliğini ve limanın devasa gemilerini ayaklarımın altına serdi. Tepede yer alan Katalonya Ulusal Sanat Müzesi (MNAC), sadece koleksiyonuyla değil, o görkemli merdivenlerinden izlenen şehir manzarasıyla da favorim oldu. Akşam olduğunda ise müzenin altındaki Magic Fountain (Sihirli Fıskiye) gösterisini izlemek, müzik ve suyun dansına eşlik etmek harika bir finaldi.
Tibidabo: Bulutların Üzerinde Eğlence Eğer vaktiniz varsa (ki ben 6 gün ayırdığım için her detayına girdim), Tibidabo’ya mutlaka gidin. Avrupa’nın en eski eğlence parklarından biri burada. Tepedeki Sagrat Cor Kilisesi’nin üzerindeki İsa heykeli, Rio’daki benzerini anımsatıyor. Buradan tüm Katalonya coğrafyasını panoramik olarak görmek mümkün.

Lezzet Durakları: Tapas, Paella ve Daha Fazlası
Gelelim en sevdiğim kısma; yemek! Barselona’da aç kalmak imkansız ama doğru yerde yemek sanat işi.
-
La Boqueria: Las Ramblas üzerindeki bu tarihi pazar yeri bir renk cümbüşü. Taze meyve suları, külahlarda satılan jambonlar (Jamón Ibérico) ve deniz ürünleri… Burada ayaküstü atıştırmak bir Barselona geleneğidir.
-
Paella Meselesi: Sakın Las Ramblas’ta paella yemeyin! Gerçek paella için Barceloneta sahilindeki yerel balıkçı restoranlarına gidin. Deniz mahsullü (Marisco) olanı benim favorim oldu.
-
Tapas ve Pintxos: El Born sokaklarındaki barlarda, ekmek üzerine dizilmiş binbir çeşit lezzet (Pintxos) sizi bekliyor. Bir kadeh yerel Cava (İspanyol şampanyası) ile tadına doyum olmuyor.
-
Çikolata ve Churros: Gotik Mahalle’deki tarihi Granja M. Viader’de sıcak çikolataya banılan churros yiyerek kendinizi şımartın.

Alışveriş ve Modern Yaşam: El Corte Inglés’ten Tasarım Butiklerine
Alışveriş meraklıları için Barselona bir cennet. Passeig de Gràcia lüks markaların adresi iken, Portal de l’Àngel daha popüler markaları barındırıyor. Ama benim favorim, eski bir boğa güreşi arenasıyken muhteşem bir alışveriş merkezine dönüştürülen Arenas de Barcelona. Çatısına çıkıp 360 derece şehir manzarasını izlemeyi unutmayın.
Daha özgün şeyler arıyorsanız, El Born ve Gràcia mahallelerindeki yerel tasarımcıların butikleri tam size göre. Buralardan aldığınız bir deri çanta veya el yapımı seramik, en güzel hatıranız olacak.
Deniz ve Güneş: La Barceloneta
Şehrin göbeğinde plajın olması Barselona’yı eşsiz kılıyor. La Barceloneta, palmiye ağaçları, paten kayan insanları ve Akdeniz rüzgarıyla size tatilde olduğunuzu her an hatırlatıyor. Deniz kenarında uzun yürüyüşler yapıp, limandaki dev yatları izleyerek günün yorgunluğunu atabilirsiniz.
Barselona’dan Ötesi: Bir Tren Yolculuğu Mesafesi
Barselona’yı 6-7 günde her deliğine girerek bitirdim ama bu enerji beni durdurmadı. Eğer sizin de vaktiniz varsa, bu büyüleyici Akdeniz şehrinden Avrupa’nın diğer başkentlerine uzanmak çok kolay.
Örneğin, Barselona’dan Paris’e trenle gidebilirsiniz. Yüksek hızlı trenlerle (TGV/AVE) üzüm bağlarının ve Fransız köylerinin içinden geçerek romantizmin başkentine ulaşmak muazzam bir deneyim. Paris rotanız için Paris Gezi Rehberimize göz atmayı unutmayın.
Macera burada bitmiyor! Paris’e vardıktan sonra rayların büyüsüne kapılıp kuzeye devam edebilir, oradan da trenle Almanya’ya gidebilirsiniz. Almanya’nın disiplinli ama bir o kadar da tarihi dokusunu keşfetmek için Almanya Gezilecek Yerler yazımız size rehberlik edecektir.
Selçuk’un Uzman Notu: Geziyi Kolaylaştıran İpuçları
-
Ulaşım: Mutlaka T-Casual kartı alın. 10 geçişlik bu kart otobüs, metro ve trende geçiyor ve çok ekonomik.
-
Biletler: Sagrada Familia ve Park Güell biletlerinizi haftalar öncesinden online alın. Kapıda bilet bulma şansınız sıfıra yakın.
-
Güvenlik: Las Ramblas ve metrolarda yankesicilere karşı uyanık olun. Çantanızı hep önünüzde taşıyın.
-
Siesta: Bazı dükkanların öğleden sonra kapalı olabileceğini unutmayın, planınızı buna göre yapın.
Barselona anlatmakla bitmeyecek kadar derin, yaşamakla doyulmayacak kadar güzel bir şehir. Ben her sokağında ayrı bir hikaye, her yemeğinde ayrı bir lezzet buldum. Umarım bu rehber, kendi Barselona hikayenizi yazmanız için size ilham verir.
Yolunuz açık, keşifleriniz bol olsun!
Bir Cevap Yaz

